![]()
Uzun süredir hayalini kurduğumuz son bir senedir de detaylı bir şekilde planladığımız Daytona Bikeweek gezimizi bu sene Şükrü ile beraber gerçekleştirdik.
Bu sene 67. si yapılan Daytona Bikeweek için uçak, otel ve motor ayarlama işlerini altı ay öncesinden halletmiştik. Oralara kadar gitmiş iken sadece Daytona da kalmamak biraz da yol yapmak adına motorlarımızı Baton Rouge, Louisiana dan ayarladık. Şükrü nün oradaki tanıdıkları sağ olsunlar bize çok yardımcı oldular. Onlara buradan tekrar teşekkür etmek istiyorum.
Baton Rouge Daytona Beach arası 800 mil. Bu mesafeyi üç günde gidip iki günde dönmeyi planladık. Üç gecede Daytona Beach te kalıp etrafı gezdik.
Yazının devamı ve fotolar için alttaki "Devam" ı tıklayınız.
Cumartesi sabahı motorlarımızı Baton Rouge H-D dealer ın dan aldık. Giderken yanımızda götürdüğümüz Türk bayrağımızı tavanda asılı diğer bayrakların arasına asıp orada izimizi de bırakarak iki adet siyah 2008 model Street Glide ımızla sadece 70 millik ilk gün ki yolumuza koyulduk. İlk gece New Orleans ta geçirerek gezimize hızlı bir başlangıç yapmaktı planımız. Öyle de yapıyoruz. New Orleans ın etinden sütünden fazlasıyla yararlanınca bir sonraki gün uyanıp yola çıkmamız saat 11.30 u buluyor. Hedefimiz Mississippi ve Alabama yı geçip Florida nın ufak sahil şehri Panama City ye ulaşmak. Ulaşıyoruz ulaşmasına ama karanlığa kalmış bir şekilde. Kalacak bir yer bulur bulmazda atıyoruz kendimizi dışarıya. Coyote Ugly de biraları yuvarladıktan sonra son enerjimiz ile otele geri dönüp uyuyoruz.
Pazartesi günü 400 mil yol yapıp Daytona Beach e varıyoruz. Daytona ya yaklaştıkça metre kare başına düşen motor sayısı hızla artıyor. Daytonaya girdiğimizde ise kendimizi içinde bulduğumuz ortam anlatılmaz yaşanır. Bir Harleyci için tam bir cennet. Hayallerimizi süsleyen custom makinalar heryerde. Bütün yollardan yükselen egzost sesleri çok sesli müzik gibi geliyor kulaklarımıza. İlk durak haliyle okyanus kenarındaki otelimiz. Yerleşip biraz nefeslendikten sonra atıyoruz kendimizi “Main Street” e. İlk önce güzel bir deniz mahsülü ziyafeti ve sonra “Main Street” teki bir çok bardan bazıları. Her yer göz alabildiğine deli makinalar ile dolu. Bar diyorsam da klasik anlamda bildiğimiz barlardan sanmayın. Etrafı çit ile çevrilmiş açık alanlar. Bir köşede canlı müzik ve etrafta sizi bira tüketmeye ikna etmekte hiç zorlanmayan fıstık gibi garson kızlar.
Daytona Beach teki ikinci günümüzde güneye doğru gidiyoruz. Smyrna Beach, Cabbage Patch ve Lighthouse duraklarımız. Cabbage Patch tarlaların ortasında bir panayır alanı. 24 saat alkol sınırını aşmış şahsiyetlerle dolu bir yer. Lighthouse da güzel bir yemek yiyip inimize geri dönüyoruz. Main Street te takılırken hava atıştırmaya başlayınca otele kaçıp yağmurdan sonra kaldığımız yerden devam etmeyi planlıyoruz. Burada tropik bir iklim olduğundan yağmur 1 saat deli gibi yağıyor sonra hava hiç birşey olmamış gibi açıveriyor. Ama ufak bir zamanlama hatası ve daha ilk ışıklarda bizim için çok geç olmuyor. Otele vardığımızda iç çamaşırlarımıza kadar ıslanmış durumdayız. Eşyaları kurutmak adına hava 25 derece ama klimayı sıcak olarak açmış eşyaları kurutmaya çalışıyoruz. Oda durulacak gibi değil balkonda bir süre takılmak zorunda kalıyoruz. Tek çare yakın bir restoranda yemek ve otelin barında takılmak. Bizde istemiyerekte olsa bu yolu seçiyoruz.
Çarşamba günü ise bu sefer kuzeye doğru gideceğiz. Hedef amerikanın en eski şehirlerinden olan Saint Augustine. Sağımıza okyanusu alarak 50 mil yol yapıp hedefimize varıyoruz. Eski mimarisi ile çok güzel bir şehir. Amerikada çok sık rastlanılan bir durum değil. Kalesini, çarşısını biraz gezdikten sonra “Scarlet Ohara’s” adlı keyifli bir restoranda bünyeye ihtiyaç duyduğu kalori yüklemesini yapıp geri dönüyoruz. Dönüşte Daytona Beach yarış pistini ziyaret ediyoruz. Motorla içeri girmek serbest. Dışarısında ise bütün bildiğimiz ve bilmediğimiz custom motor üreticilerinin standları var. Sağlığa zararlı bir mekan. Bol bol foto çekip otelimize dönüyoruz. Akşam ise kaburgaları mideye indirdikten klasik Main Street i tavaf edip günü bitiriyoruz.
Sabah geri dönüş yolumuz başlıyor. Hedefimiz Florida nın Destin kenti. Uzun ama güzel havada keyifli bir yolculuktan sonra Destine varıyoruz. Yerleştikten sonra her geceki rutin yemek ve bira yüklememizi yapıp dinlenmeye çekiliyoruz.
Akşam haberlerde duyduğumuz haberler bizi hem sevindiriyor hem de endişeye sürüklüyor. Biz ayrıldıktan sonra arkamızda bıraktığımız yerlerde deli bir fırtına var. Hortumlar filan tam felaket. Bu işin iyi kısmı ama önümüzdeki 350 mil içinde hava çok soğuk ve yağışlı görünüyor.
Sabah kalktığımızda hava buz ama en azından yağış yok. Yola koyuluyoruz ama gittikçe hava soğumaya devam ediyor. Önceki parkurlarda 120 – 130 milde bir verdiğimiz molalar 50 – 60 millere iniyor. Bu da yolu iyice uzatıp canımızı sıkıyor. En son 40 milde birde o soğukta yağmur yiyince olay iyice işkence boyutuna geliyor ama sıcak duş hayaliyle yol almaya devam ediyoruz. Baton Rouge a vardığımızda motorları iade ediyoruz. Trip Metre lerimiz 1800 mil (3000 km) yi gösteriyor. 
Uçağımız Pazar sabahı olduğundan bütün Cumartesi en son alış verişlerimiz ve aldıklarımızı bavullara sığdırmaya çalışmak ile geçiyor.
16 saatlik Baton Rouge – Atlanta – New York – İstanbul uçuşundan sonra gerçeklerle yüzleşiyoruz. İş, güç ve sorumluluklar.
Bu sadece bir tanesi daha gidecek Faakersee, Sturgis, Myrtle Beach, Laconia rallileri var. İlerki senelerde artık. Çalışmaya devam... 

MERT 'IN KAMERASINDAN DAYTONA BIKEWEEK ---->
SÜKRÜ 'NÜN KAMERASINDAN DAYTONA BIKEWEEK ---->
Mert "Zombie" Serter
| Gönderen | Thread |
|---|








