![]()
Evet… Yine bir gezi sonrası bünyem normal hayata dönmeyi reddediyor ve ben geçen 10 günde neler yaşadığımızı sizlerle paylaşabilmek için bu yazıyı bir an önce bitirmek istiyorum.
Sonbahar dan bu yana bu yaz nasıl ve nereye uzun bir gezi yapsak diye planlar yapıyorduk ve sonunda 1. Balkan Seferine karar verdik. Birinci diyorum çünkü buralara ne yapıp edip tekrar gitmem lazım. Yazının devamında detaylı söz edeceğim gibi çok güzel yerler gördük ve bize 10 gün yetmedi.
Önceki gezi yazılarımı okuyanlar hatırlayacaktır gezilere şu ana kadar hep tek motor ile yalnız veya eşim ile çıkıyordum. Bu sefer bir değişiklik yaptık ve iki motor – üç kişi olarak geziyi planladık. Bize çok sevdiğim arkadaşım Şükrü H-D Sportster ı ile katıldı. Görünen o ki Şükrü ile daha yapacak çok yolumuz var. Farkında olmadan tam bir canavar yarattım sanırım.![]()
Yazının tamamı ve fotolar için lütfen alttaki "devam" a tıklayınız.
FOTOLARIN TAMAMI İÇİN BURADAN--->
ŞÜKRÜ NÜN KAMERASINDAN FOTOLAR İÇİN BURADAN--->
Kaba hatlarıyla rotamız Yunanistan üzerinden feribotla İtalya ve oradan Balkanları takip ederek Türkiye ye geri dönüş idi. Sonuç ise söyle oldu: 10 gün – 9 ülke – 3827 kilometre. 22 Haziran Cuma akşamı iş çıkışı Levent ten yola koyulmakla başladı her şey. Haftanın iş yorgunluğunu da düşünerek artık Tekirdağ mı olur Keşan mı olur gücümüz nereye kadar yeterse diye yola çıkmışken kendimizi İpsala yı geçmiş Dedeağaç ta Ouzo larımızı yudumlarken bulduk. Bir sonraki gün Selanik yollarındaydık ve bir gün önce fazladan aldığımız yolun çok yararını gördük. Hava inanılmaz sıcaktı. İskeçe ye girip meydanda dondurmalarımızı yiyerek hararetimizi düşürmeye çalıştıktan sonra yolda H-D tabelasını görünce hemen daldık. İyi ki de dalmışız. Hüseyin usta ile tanıştık. Sonra vedalaşıp daha başında olduğumuz yolumuza koyulduk. Yazının geri kalanında da göreceğiniz gibi hiçbir “tıkınma” fırsatını kaçırmadık. 2005 yazında Sicilya ya giderken keşfettiğimiz göl kenarı Mikra Volvi deki restoranımıza girip öğle yemeği olarak mezeleri mideye indirip Selanik e vardık. Yine 2005 te deneyip memnun kaldığımız şehir merkezinde ki Park otele yerleşip kendimizi Selanik in “kordon” una attık. Hep söyledim yine söyleyeceğim. Burası aynı İzmir. (Hem de bir çok güzel yönden.)
Pazar gün ki rotamız Igoumenitsa. Oradan İtalya – Ancona ya feribotumuza bineceğiz. Daha önceleri bu yolda sıkıntı çekmiştik. Sıcak hava ve bitmek bilmeyen virajlar 40 km ortalama hız ile birleşince insanı bezdirebiliyor hele ki yetişmeniz gereken bir feribot varsa. Fakat son iki senede otoban miktarı artmış.Yeni tüneller açılmış. Bu nedenle yol beklediğimiz kadar zorlamadı bizi. Ama yolda öyle bir yere uğradık ki sırf buraya bile bütün dünyadan turistlerin geldiği düşünülürse bize geçerken uğramak haliyle yetmedi. Fotolardan da görebileceğiniz gibi Meteora çok farklı bir yer. Akşam 19.30 da Igoumenitsa da olup 20.30 daki Ancona feribotumuza bindik. 22.00 ve 23.30 da iki feribot daha vardı ama bir sonraki günümüzü iyi kullanabilmemiz açısından bu erken feribotu yakalamamız iyi oldu.

Bir sonraki gün öğlen acıkmış ve yol yapma isteğiyle feribottan indiğimizde ilk durağımız İtalya nın tatil beldelerinden Rimini idi. Orada İtalyan pizza ları ve dondurmalarını mideye indirdikten sonra Venedik e doğru gaz açtık. Seneler önce Venedik e gitmiştim. Bu sefer motor ile oldu. Motorun size pek bir faydası yok Venedik te. Tabi eğer sizinki bir düğmeye basınca Jet-Ski ye dönüşmüyorsa. Venedik – San Marco meydanı – gondollar hepsi anlatılmaz yaşanır keyifler. Ben anlatmayayım. En iyisi siz ne yapıp edin oralara gidin.
Salı günü İtalya dan çıkıp Slovenya üzerinden geçerek Hırvatistan a gidiyoruz. Tam nerede kalacağımız belli değil. Neresi hoşumuza giderse tarzında olacağız. Öğlen yemeği için Opatija dayız. Burayı HOG başkanı sevgili Emrah Soyuer tavsiye etti. Şimdide ben hepinize tavsiye ediyorum. Çok keyifli, güzel bir yer. Neler yedik nasıl yedik fotolardan görürsünüz. Çok fazla anlatıp bir yerlerinizi şişirtmeyeyim. Opatija da yemek yediğimiz lokantada nerede kalalım geyiği sonucu Split i geçince Murter diye bir yer olduğunu ve orada kalırsak pişman olmayacağımızı öğreniyoruz. İlk planladığımızdan biraz daha uzak bir yol ama fark etmez zaten sınırlı gün bari kalmışken en iyi yerde kalalım. Ve şansımıza yanılmıyoruz. Murter Damaçya kıyılarındaki yüzlerce yarım ada dan birine kurulu çok keyifli bir kasaba. Bizi yol boyunca her durduğumuz yerde şaşırtan konu burası içinde geçerli. Çok ufak yerlerde dahi bir hayat bir canlılık var. Başka yerlerde de bolca karşılaşacağımız gibi otel yok denecek kadar az. İnsanlar evlerinin odalarını kiralıyorlar. Bir nevi pansiyon. Fakat temizlik ve hizmet üst kalite. Her yerde (Sobe – Zimmer – Room) tabelaları. Murter de yaşlı bir çiftin evinde kalıyoruz. Hemen bir not: Dalmaçya kıyıları kesinlikle görülmesi gereken yerler.
Sonraki gün ki rotamız merakla beklediğimiz Dubrovnik. Bu yolda kısa sürede olsa Bosna yada giriyoruz. Zaman azlığından istemeye istemeye Mostar a uğramaktan vazgeçiyoruz. Bu kıyılar ve yollar tam bizim Kalkan – Kaş arası gibi. Güneye gittikçe doğa da daha bir Akdenizleşiyor. Dubrovnik bizi hayal kırıklığına uğratmıyor. Kale içi ve eski şehir muhteşem. Buraların 15 sene önce iç savaşta yerle bir olduğuna inanmak zor. Zaten Hırvatistan da ki otobanları da görseniz bizim niye böyle kötü yöneltildiğimize bir kere daha kızacaksınız. 3 km lik Bolu tünelini 20 yılda yaptık diye övünenlere tavsiyem Yunanistan ve Hırvatistan ı bir incelemeleri. Bizim Bolu tüneli gibi onlarca belki yüzlercesini yapmışlar son 15 senede.
Perşembe günü en kısa sürüşümüzü yapacağız ve Karadağ da kalacağız. Bu iyi, dinleneceğiz ama kafamıza takılan konu başka. Karadağ dışında geçtiğimiz ve geçeceğimiz bütün ülkeler ya bizden vize istemiyordu yada Schengen vizesi kabul ediyordu. Bağımsızlığını nispeten yeni ilan etmiş olan Karadağ ın Türkiye de bir büyükelçilik veya konsolosluğu yok. İnternette ki araştırmalarımızdan kapıdan vize alınabildiğini öğrendik ama resmi bir bilgi değil haliyle. Neyse ki sınır kapısında zorluk yaşamadık. 52 Euro karşılığı Karadağ vizemizi 20 dakikada aldık. Sora ver elini Karadağ kıyıları. Doğa muhteşem. Her yer yeşillik. İlk durağımız olan Kotor küçük ama çok güzel bir liman kenti. Akdeniz turu yapan lüks yolcu gemilerinin başlıca duraklarından Kotor. Sonra sahilden devam ve yine Emrah Soyuer in eski tecrübelerine dayanarak yaptığı öneri doğrultusunda erken saatte Petrovac ta oluşumuz. Bol bol deniz , güneş ve hareketli Petrovac akşamı.
29 Haziran Cuma günü Petrovac tan çıkıp Arnavutluğu geçerek (Arnavutluk ta kargaşadan bşka anlatacak pek bir şey göremedik ne yazık ki.) Makedonyanın güneyindeki Ohrid te kalıyoruz. Ohrid yine Ohrid adındaki yüksek bir da gölünün kıyısında kurulmuş bir şehir ve denize kıyısı olmayan Makedonya nın sayfiye bölgesi. Camileri , kiliseleri ve eski Osmanlı evleri ile çok renkli ve hareketli bir yer. Yine burada biz motorlarla şehirde kalacak yer ararken bize çok iyi pazarlama yapan Vik in evinde kalıyoruz. Daha öncekiler gibi temiz ve fiyatı çok uygun.
Günlerden Cumartesi ve İstanbul a dönmeden önce kalacağımız en son yer olan Kavala ya doğru yollardayız. 2005 te de dönüşte Kavala da kalmıştık. İstanbul a 450 km olan Kavala uygun bir son durak ve gezinin son akşamını kutlamaya uygun çok güzel tavernaları var. Yine bu geleneği sürdürüyoruz ve Ouzo ve mezelerin eşliğinde gezimizin finalini ıslatıyoruz.
Sonraki gün ise malum ve kaçınılmaz geri dönüş. Bütün yolun en yorucu ve tehlikeli bölümü.
Özet olarak: Türkiye – Yunanistan – İtalya – Slovenya – Hırvatistan – Bosna – Karadağ - Arnavutluk – Makedonya yı kapsayan 10 gün 3827 kilometrelik gezimiz böyle bir şeydi. Tadı damağımızda kaldı. İlk fırsatta yeni yollar – yeni yerler bulmak lazım. Masa başı daha bir zor geldi bu 10 gün sonunda.
FOTOLARIN TAMAMI İÇİN BURADAN--->
Mert "Zombie" Serter
| Gönderen | Thread |
|---|---|
| maclaud | tarih: 2007/7/5 1:42 Güncelleme: 2007/7/5 1:42 |
Just popping in ![]() ![]() Tarih: 2007/5/13 Kimden: Gönderiler: 2 |
Abi gerçekten kelimelerle anlatılamayacak kadar güzel bir gezi olmuş.
Helal olsun walla diyecek başka bir söz yok. |
| flydutch | tarih: 2007/7/6 3:49 Güncelleme: 2007/7/6 3:49 |
Just popping in ![]() ![]() Tarih: 2007/5/7 Kimden: İstanbul Nişantaşı Gönderiler: 2 |
Mert,
Harika bir gezi yapmışsınız günde ortalama 400.km yol yani hayatınız yollarda geçmiş gibi birde yemekte gerisi önemli değil zaten.şimdi dinlenirsiniz.fakat bu sene havalar çok sıcak gidiyor.sıcakta uzun yol insana fazla keyif vermiyor.Ben marmok dönüşünde sıcaktan çok bunaldım.yollarda asfalt bile erimişti. |
| Satri | tarih: 2007/7/12 2:54 Güncelleme: 2007/7/12 2:54 |
Just popping in ![]() ![]() Tarih: 2006/1/17 Kimden: Ingiltere Gönderiler: 15 |
Cok guzel olmus..
|











